
İnsan hayatında kaç defa böyle bir konser izleme fırsatı yakalar bilmiyorum ama çok değildir sanırım. Ayılıp bayılarak dinlediğiniz bir müzisyen veya grubun orada karşınızda olmasına gerek yok, eğer böylesine güçlü bir perfomans ve adeta şova dönüşebilecek bir sahne tasarımı varsa ortada. U2, ‘One’la başlayıp ‘One’la biten bir gruptan öte değil(di) benim için. Belli ki hiçbir zaman da olmayacak ancak Bono’nun 40 yaşına inat 20′lik delikanlı ayarında yaydığı enerji, önünde şapka çıkaracağınız bir meziyet, olağanüstü bir yetenek. U2 sırf bu yüzden bile takdire değer…
Atatürk Olimpiyat Stad’ına ulaşana kadar canı çıkan herkes gibi konser alanına vardığımızda nasıl bir şeye tanık olacağımızın merakı içindeydik. Örümceğe benzeyen aslında pençe (claw) olarak tasarlanan sahnenin ilk tozunu dumana katan ismi Kuzey İrlandalı alternatif rock grubu Snow Patrol olduysa da, biletix’in günlerdir yaşattığı mide bulandırıcı kuyrukları sayesinde onları dinlemek mümkün olmadı.
“Kafamızın üstünden köprü geçiyor”
Başta pek kalabalık görünmeyen konser alanı, saat ona doğru giderek dolarken U2 bir saat gecikmeli olarak sahneye çıktı. Fotoğraf makinelerinin patlayan flaşları, işporta oyuncak ışıklar ve on binlerin sesi eşliğinde şımarık tavırlarla stada teşrif eden Bono, 360 derecelik döner sahnede en artist yürüyüşünü yaparak seyirciyi selamladı ve hemen bi’ ‘Beautiful Day’ patlattı. Red Zone’cuların keyfine diyecek yoktu tabii. Parayı veren düdüğü çalar hesabı, en ön sıradan U2′yu ve as adam Bono’yu izleyenler, arasıra birbirlerine ‘Kafanı eğ’ deme gafletinde bile bulunmuş olabilirler ki bunun nedeni şüphesiz konser boyunca hareket eden dev metal köprülerdi. Önce Bono, ardından The Edge, Adam Clayton ve son olarak mini davuluyla hepimizi daha yakından selamlayan Larry Mullen Jr, seyirci ve sahne arasında ‘köprü’ görevi gören mekanizma üzerinde adeta döktürdüler.
Kırılma noktası: Egemen Bağış
Bono’nun planlı ya da plansız seyircinin arasından çıkarıp sahneye çektiği genç kız, olayın şokunu günlerce üzerinden atamayacak herhalde. Uzaktan pek bir güzel görünen ‘seçilmiş’ kızın dizleri üzerine kıvrılan Bono, bir süre oracıkta şarkı söyledi, ardından köprüde onunla dans etti. Eminim, binlerce kız da aynı anda o dansı kıskançlıkla izledi.
Bono, girizgahını Ankara, İzmir, Antalya ve İstanbul kentlerinin isimlerini sayarak yaptı, sonra da Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a Boğaz Köprüsü’nde kendilerine eşlik ettiği için teşekkür etti. Konserin kırılma noktası tam da burada oldu. Yuhlamalar, ıslıklar, Bono’nun konuşmanın yönünü değiştirmesine neden oldu. “Tamam bir daha politikacılardan bahsetmeyeceğim. Köprüden bahsetsem? O köprü sadece din ve laikliğin değil, geçmiş ve geleceğin arasında bir köprüdür.”
‘Yiğidim, aslanım ‘Bono’m Türkiye’de!
Konserin en şaşırtıcı yanlarından biri beklenmedik bir anda sahnede Zülfü Livaneli’nin belirmesiydi. ‘Yiğidim Aslanım’ şarkısını gruba ‘hediye’ olarak söyleyen Livaneli, hemen öncesinde de Bono’nun “Sıradaki parçayı 15 yıl önce kaybolan Diyarbakırlı Fehmi Tosun’a ithaf ediyorum” diyerek sunduğu şarkıya eşlik etti.
‘One’ çalsın artık
Şuna eminim ki 50 binin 50 bini de ‘One’ı bekliyordu! Rock tarihinin en iyi parçalarından birini duyma zamanı gelmişti ama galiba Bono, onu sona saklıyordu. “Biste söyleyecek” dedik, dedik ama birden LED paneller üzerinde Güney Afrika Lideri Zuma’yla karşılaştık. Dünya barışından, AIDS hastalığından, gelecek nesillerden bahseden Zuma, herkesin ‘BİR’ olmasını söylerken o an geldi çattı ve Bono, mırıldanmaya başladı, “is it getting better? or do you feel the same?” Alkışları, aynı anda şarkıda buluşan kalabalığı siz düşünün… Evet, herkes ‘BİR’ oldu.
“Sabrınız için teşekkürler”
Pazartesiydi, bayram öncesiydi, biletix iyi bir gişe organizasyonu hazırlayamamıştı ama 20 Ağustos’tan beri Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yapılan hazırlıklar, 6 Ağustos gecesinde yaşanılan güzelliklerin hakkını verdi. İster 550 liralık bilet almış olun, ister 50 liralık, her köşeden izlemesi ayrı bir keyif olan bir konserdi, U2′nunki. Sahneyi neredeyse yiyip bitiren bir adam, çok iyi bir ekip, orta derecede başarılı rock şarkıları ve teknoloji harikası muhteşem bir sahne tasarımıyla gerçek bir şovdu. Yıllardır beklendiklerinin farkında olup mahcup ayaklarına yatarak “Bu kadar beklediğiniz için teşekkürler, sabrınız için teşekkürler” demeseydi, Bono’nun içinde kalacaktı sanki.
Yazı ve fotoğraflar: Nilüfer Türkoğlu.





