
“Yoksulluğumuz; bizi o kadar uzun yıllar boyunca yönetmiş olan vasat insanların sonucudur. Brezilya ve Türkiye’nin olağan üstü potansiyeli var”
Yirmi yıl önce diktatörlüğün pençesinde kıvranan Güney Amerika, bu yüzyılda çarşafa dolanmış kapitalizme ciddi bir alternatif oluşturmuş durumda. Ve Brezilya bu alternatifin en güçlü lokomtifi. Krizden etkilenmeyen az sayıdaki ülkeden biri. Cennet vatanımızı ziyaret eden Lula Da “IMFbuster” Silva’ ya sıcak bir selam. Ayrıca yoksulluğumuza koyduğu teşhis için teşekkürler. Kesip duvara asmak gerek!
Görsel: lia costa carvalho (1970′ler, sendika başkanlığı yılları)




{ 2 Yorum… aşağıda okuyun veyabir tane de siz ekleyin }
Chavez de gelsin. Bizimkilerin kulağını çeksin.
“Vasatlığımız bizi o kadar uzun yıllar boyunca yoksulluğa mahkum eden uyanık yöneticilerimizin eseridir.Türkiye olağanüstü yolsuzluklar potansiyeline sahiptir” de denebilir.İş yemeği, özel yemek, toplantı yemeği, büyük adamların yemeği değil kendi sıradan akşam yemeğimizde kabak yerken kahroluyordum, kahrolduğumu da belirtiyordum; “Niye, niye, niye? Kapıları birer birer CIA mi çalıyor da insanlar kendilerini yönetecek hırsızları tekrar tekrar seçiyor. Anladım yeraltı faaliyetlerin fişeğini elin adamı ateşliyor (öyle diyorlar inanıyorum, her kötülüğün nedeni dış güçler denen elin gavuruymuş, ne bileyim işte öyle diyorlar) da, yerüstü yangına ne demeli?” Bir lokma kabak tekrar, “Niye, niye, niye?” yutuyorum ağzımdakini ama öğretildiği gibi iyice çiğnedikten sonra. Karşımdaki diğer kabak yiyen aile mensubu, “Delirdin mi, ye yemeğini,iç ayranını kalk. Sıktın ama” diyor bir dikişte içiyor ayranını. Dudağının üzerinde yarım ay ince ayran çizgisiyle haberleri seyretmek üzere kalkıyor. Ben sofrada yalnız, kabak yemeye devam ediyorum; “Niye,niye,niye?”. İçeriden sesleniyor aile mensubu,”Gel gel Brezilyalı sana selam göndermiş, gelsene”. “Niye,niye,niye”…..