Fotoğraf kaynak: Uğur Bektaş
Okul hayatım boyunca başımı belaya soktuğum anlar sayılıdır. Ama okulu sevdiğim anlar da… Tuhaf bir ilişki işte.
Hayatta karşına geçip ders dinlediğimiz öğretici insanlar arasında akılda kalanlar da sayılıdır. İşte Marmara İletişim’de öğrenciyken tanıyıp da hep aklımın bir kenarında kalan karakterlerden birisidir Ünsal Oskay.
İlk derste tıkış tıkış anfiden bozma sınıfta tahtaya kocaman bir kırmızı nokta çizip, içini karalayıp; ‘benim dersim budur’ dediğini unutmam hiç.
Ondan sonraki derslerde de daha ziyade hayat dersi verişini.
Üniversite öğrencisiyken, hele de bizim okul gibi rahat bir bölümde, derse girmek için iyi bir nedeniniz olması gerekirdi. Çünkü haber yazmayı öğrenmek işin teknik kısmıydı, öğrendik de… Derse girmek için aradığımız şey başkaydı; yeni bir ‘fiikir’ sahibi olmak, tartışabilmek, dinnleyebilmek…
Ama Ünsal Oskay’ın hikayelerini, cinfikirli cümlelerini başka hiç bir zaman duymak mümkün olmadı.
İşte iletişim ustası Oskay, tarih oldu. Öğrencileri ölümünü bu şekilde dillendirmeyi tercih ettiği için.




{ 1 yorum… aşağıda okuyun veyabir tane de siz ekleyin }
Vefatının ardından onu en güzel anlatan kelimeler buraya dökülmüş…