Son yıllarda Lizbon Anlaşması’nın İrlanda’da reddedilmesiyle garip bir muğlaklığın içine girmeyi başaran AB yeni seçimler ile parlementosunu yenileme peşinde. Bizim basında bu konuda ciddi haberler pek yapılmıyor olsa da Avrupa Birliği‘nin dünyanın en büyük ikinci ekonomik gücü olduğunu hesaba katınca tabii ki bu herkesin anladığından çok daha önemli bir durum ortaya çıkarabiliyor. Bu yüzden seçimlere bizim ilgimizi çeken bir kaç başlık üzerinden bir bakış yapmak da fayda var.
Öncelikle bu seçimler 500 milyon civarı insanı kapsayarak dünya tarihinin gördüğü en büyük milletlerarası seçimi olmaya aday. Buna ek olarak sürekli artan göçmen nüfusun artık bu seçimlere yansıyacak bir güç olmaya başlayacağı çok açık. Her ne kadar hala nüfusun %5 gibi bir kısmını kaplıyor olsalar da göçmenlerin gittikçe sisteme yerleştiklerini anlamak zor değil.
Bu seçimde İsveç’ten bir süpriz olmazsa en azından 1 adet Pirate Party üyesinin seçilme ihtimali var. Özellikle Pirate Bay davasından sonra İsveç’te partinin üye sayısındaki artış onları ülkenin ne popüler üçüncü partisi haline getirdi. Önümüzdeki dönemde telif hakları konusunda ortalığın kızışacağını ve akbaba Sarkozy ve benzeri düşüncede olanların film endüstrisindeki baskılardan dolayı insanların internet bağlantısını kesme fikrini Avrupa Parlamentosu’nun önüne başka bir şekilde -zira ilk denemeleri 407′ye karşı 57 gibi bir oy farkıyla reddedilmişti- getirmesi muhtemel. Zaten başka bir yazı konusu olan ve kapalı kapılar arkasında bütün dünya ticaret örgütü üyesi ülkelere kabul ettirilmeye çalışılan Telif Hakkı anlaşması gibi olaylara karşı özgürlüklerimizi savunmak için her cephede destekçilerimiz olabileceğini bilmek hoş bir durum.
Seçimde Open Rights Group adlı bir örgüt adayların dijital haklar konusunda açıklığı ve özgürlüğü savunan bir metni imzalamalarını sağlamaya çalışıyor. Hali hazırda özellikle İtalya’dan ciddi bir katılım olduğunu duymak Berlusconi’nin iktidarına rağmen iyi bir durum. Eğer oy kullanma şansı olan okuyucularımız varsa Open Rights Group sitesinden kendi adaylarını bu konuda bilgilendirmek için destek alabilirler.
Bir diğer Pirate Party’de Almanya’dan seçimlere katılacak. İsveçli benzerleriyle ortak bir çok fikirleri var ve telif hakkı konusunda ortamın ateşleneceği önümüzdeki dönemde parlamentonun renkli figürlerinden biri bu partiden olabilir.
Sonuç olarak sessiz sedasız bir şekilde gerçekleşecek olan bu seçimlerin arkasından belki de sadece Avrupa’yı değil bütün dünya’yı etkileyecek kararlar Avrupa Parlamentosundan çıkacak. Acaba bu konunun bu kadar az haber yapılması bu yüzden olabilir mi?
Fotoğraf kaynak
Fotoğraftaki sakallı arkadaş Richard Stallman’dır. Kaynak kodu açık yazılımın en ateş savunucularından biri olan bu MIT kökenli bilgisayar bilimcisi Avrupa Parlamentosu’nda bir konuşma yapmıştır.




